Ne Hale Geldik

Şair  Şair :  Mustafa Usta  |  Yorumlar 1 Yorum | Okunma 2804 Okunma | Yazar Yazan: Halkin_sairi | 10 Nisan 2012 21:42:26

Ne olmalıydık ki? Ne hale geldik,
Hakk yoldan başkaca yollar var bizde.
Hergün insanlıktan bir sayfa sildik,
Bogaza dolanmış kollar var bizde



Ne Hale Geldik

Ne olmalıydık ki? Ne hale geldik,
Hakk yoldan başkaca yollar var bizde.
Hergün insanlıktan bir sayfa sildik,
Bogaza dolanmış kollar var bizde

Hayatı zehr eder masum insana,
Sanki bir firavun, susamış kana,
Nasibi olmamış doğrudan yana,
Çamura  bulanmış eller var bizde.

Haramı, helali sorsan bilmiyor,
Beynindeki küfrü bir an silmiyor,
Yaradan’a karşı, kul eğilmiyor,
Paslanmış, bükülmez beller var bizde.

Dünya’ ca bilgili, takva câhili,
Gerçeği  görünce tutulur dili,
Yakasında her an, şeytanın eli;
Nemruta özenmiş kullar var bizde.

Hakk’ ı unutarak zulümler yaptık
Kime hizmet ettik, kimlere taptık,
Yetimin elinden lokmayı kaptık,
Haramlar karışmış haller var bizde.

Kapanır kirpikler, gözler kırışır,
İnsanlık,  bilinmez n’ile yarışır?
Beyinler felç olmuş, yollar karışır;
Haksızlığa susmuş diller var bizde

                      Mustafa Usta

Bu Şiirin Hikayesi:

İnsan ( Ahlaklı) Olmak…

İnsan olmak deyince anladığımız şey, elleri, ayakları olan, konuşan bir canlı yaratık olmamalıdır…
İnsan olmak için Ahlaklı olmak da en başta aranan karakterdir…
Şimdi Ahlak deyince de, ya da zıt anlamda ahlaksız deyince bir çoğumuzun aklına gelmeyecek sebepler o kadar çok ki; bir sokağa tükürmenin, ya da kaldırıma bir araç park etmenin de bir ahlaksızlık olduğunu belki de hiç düşünmedik. Hele hele de büyük şehirlerde yaşanıyor da, kendimizin ufacık bir düşüncesizliği ile başkalarına zararlar veriyorsak, ya da ufak da olsa bir kulun hakkını gasp ediyorsak bundan kötü ne olabilir ki… Düşünen insan için, insan (Ahlaklı) olabilmek ve yüksek değerlere ulaşmak o kadar ince hesap gerektirir ki; örneğin araç kullananların bir çoğunun rastladığı olaylar vardır. Öyle şahıslar vardır ki, o yolun sadece kendisine ait olduğunu düşünür, ya da öyle görür ve bir çok insanı mağdur edecek şekilde yolun ortasında durabilir veya dilediği zaman öne geçmek için dilediği hareketleri yapar, dilerse yayaların kullandığı kaldırıma aracını bırakır ve geçiş yeri kalmış, kalmamış hiç düşünmez veya ticari araç kullananlardan çoğunun yaptığı, yolda durur ve müşteri beklemeye başlar. Hiç düşünmez ki, trafiği etkiliyor mu, ya da orada beklemesinin birilerine zararı var mı?
İnsan ların gözlerine, yüzüne baktığını gördüğü halde hiç aldırmadan aynı hareketine devam eder…
O kişiye deseniz ki: Sen insan mısın? Belki de aracından eline aldığı bir sopayla size saldırmaya bile kalkışır. Bilmez ki insan (Ahlaklı) olmadığını, kendisi, yine kendi hareketleriyle, kendisine yapmıştır.
Bazen öyle olaylarla karşılaşıyoruz ki; şimdi hangisini yazıp hangisini atlayacağız onu da kestiremiyorum. Büyük olaylara değinecek olursak, kast, yani insanın canına malına namusuna kastetmek bunların ahlaksızlık olduğu ve insan olanın zaten bu tür olaylara girmeyeceği bellidir. Bir de dolaylı yollardan bu hareketlerde bulunmak, kişi veya kamuya ait her türlü eşyaya, araç gereçlere zarar vermek, çalmak veya kırıp dökmek ya da kullanılamaz hale getirmek de doğrudan insan olmamanın (ahlaksızlığın) ta kendisidir.
O kadar olaylar varki gerçekten de insanlığımız utanılacak durumun da ötesine geçmiştir. Yani bir çoğunu da yazmaya bile utanıyor insan. Affınıza sığınarak yine de yazmak istiyorum bu olaylardan örnekler… Ve bu örneklerle de karşılaşmadım diyen insan da yoktur zannedersem… Genel olarak tüm insanlarımızın kullandığı toplu taşıma araçları, ya da camilerdeki veya bazı alanlardaki tuvaletler…
Bir insanın yapabileceğini gerçekten de düşünemiyorum. Zaman zaman değişik yazılar yazmalar, elindeki çakıyla ya da kalemle yazarak veya kazıyarak zarar vermeler, hatta ve hatta elindeki çakmakla plastik kapılara tutup yakmalar bile oluyor. Hem de camii gibi bir mekanın malına zarar veriliyor. Herşeyden öte kendi kullandığı, ya da tüm halkın kullandığı alana zarar veriliyor. Bu insan olmayan ( Ahlaksız) ın aklına hiç gelmezmi ki, bir karıncaya verilen zararın bile hesabının olduğu…
Bazen öyle olaylara rastlıyoruz ki; bütün canlılardan üstün olarak yaratılan insanın yapacağını bırakın, hayvan dediğimiz canlılarda bile bu tür olaylara rastlamak mümkün olmuyor.
Neden bu haldeyiz, ya da neden böyle yetiştirildik uzun uzun düşünüp cevabını bulmak lazım ve gerekli insanlığı ( Ahlaklı olmayı) öğrenmek ve öğretmek lazım. Bir çocuk, elindeki bir çikolata kağıdını yere attığında ana baba olarak o çocuğu uyararak başlamak lazım. Sokaklara çöp atılmayacağını veya tükürülmeyeceğini öğretmek lazım. Yetmiş yaşına gelmiş ve yoldan geçenlere aldırış etmeden yollara tüküren koca koca adamların yüzleri nasırlaşmış ve kızarmıyor. Zaten kızarıyor olsa, yolda, sağında solunda yürüyen insanlardan utanır az da olsa… Biz, daha nasırlaşmamış yüzlerden başlamamız lazım. Ahlaklı olmadan insan olunmayacağını ve insan olunmadan da hiç bir şey olunmayacağını bir bir tenbihlemek lazım evlatlarımıza…
Hemde öyle bir öğretmek lazım ki en ince detaylarıyla… Evde suyu kullanmasından ve pencereden aşağıya elindeki çöpü atmasından başlamalıyız. İnsan ( Ahlaklı) olmaktan bol bol bahsetmeliyiz. Ona haramı, helali öğretmeliyiz… Öğretmeliyiz ki yarın büyüdüğünde, kaçak elektrik kullanarak ne kadar kişinin hakkını gasp ettiğini bilmeli ve kesinlikle böyle hırsızlıklara girmemeli…
Bilmeli ki o kişilerle helalleşmediği süre ce ve o hakkı geri ödemediği sürece cenneti göremeyeceğini iyice beynine yerleştirmeli… Yarın birgün araç kullandığında, herkesin hakkına riayet etmeli, aracını kaldırıma bırakarak yayaların geçiş haklarını ihlal etmemeli… Her türlü kurala uyarak birinin canına malına zarar verip de kul hakkına girmemeli…
Ve yine ona insan(Ahlaklı) olmayı öğretmeliyiz ki, karşılığında dünyayı alacağını dahi bilse bir kişinin canına, malına kast etmemeli.
Gırtlağından zerre dahi haram geçirmemeli ve bunun hesabının ağırlığını bilmeli.
Bir iş yaptığında dürüst olmalı, mesleğinin, işinin hakkını vermeli. Adaletli olmalı, ve insan olmanın önemini kavramalı… Bir inşaat yapacak olsa, bir kat fazladan yapabilmek için kurumlardan eş dost ahbab aramamalı. Kurumlarda görevliyse hiçbir şekilde harama, rüşvete karşılık gelebilecek şeylere cesaret dahi etmemeli.
Ücretini halkın paralarından alıp da, halka karşı her türlü kötülüğü yapmaya çalışmamalı, kendi görevli olduğu alan ve meslek dışındaki işlere soyunup, kötülüklere bulaşmamalı ve kendi işinde, aldığı ücretin karşılığında işler başarmalı…
Halkın parasıyla, kuruma, kuruluşa alınan malzemelere özen göstermeli ve kesinlikle bir kuruş dahi haksızlık yapmamalı.
Hangi meslekte olursa olsun ve hangi kurumda çalışırsa çalışsın halkın paralarından, devlet yoluyla aldığı maaşın karşılığını çalışarak halka geri ödemeli…
Yönetimdeyse, emri altındakilere haksızlığa karşılık olacak emir ve buyrukta bulunmamalı…
İnsan ( Ahlaklı) olmayı öğrenmeli ki; kesinlikle kendi çıkarı  veya yakınlarından birinin çıkarı için halkın hakkını gasp etmemeli, vatanına ve milletine ihanete kalkışmamalı…
Yazmakla bitmeyecek olayların tamamını, insan ( Ahlaklı) olmayı öğrendiğinde herkes kavrayacaktır.  Birkaç satırla özetlemek gerekirse; Kul hakkına riayet etmek, insan( Ahlaklı) olmanın en başında gelir. Hakk’ ı tanımak, ne için yaratıldığımızı bilmek ve üzerimize düşen görevlerin ne olduğunu öğrenmek de insan olma yolunun temel taşlarıdır. Bu dünyanın ebedî olmadığını, sadece öldükten sonraki hayatımız için azık hazırlamaya yarayan bir tarla ve bu tarlada çalıştığımız süre zarfında da imtihana tabi tutulduğumuz ve misafir olarak kaldığımız iki kapısı olan bir handır. Çıkış kapısının da hemen önümüzde olduğunu ve belki de bir an kadar yakın olduğunu unutmamak gerekir.
Doğum kapısından dünyaya adım atan her insanın tek gayesi olmalı ve bu gaye için çalışmalıdır. Bu gaye; ölüm kapısından çıkarak dünyadan ayrıldıktan sonra eyvah dememek olmalıdır. Bilmelidir ki her insan; Eyvah dedikten sonra ne kadar istenirse istensin artık geriye dönüş yoktur ve sadece dünyada yaptıklarımızla yüzleşmek vardır.
Zaten bu kadarını kavradıktan sonra istesek de ne haksızlığa ne bir cana ne de bir mala kastımız olabilir. O zaman düşünürüz ki dünyanın tamamını bize verseler ve karşılığında bir haksızlık yapmamızı isteseler bunu asla kabul etmeyiz. Biliriz ki yarın hesap gününde dünyadaki mal mülk bizi kurtarmayacak ve o haksızlığı telafi etmemizde, dünyadakiler hiçbir işimize yaramayacak.
Allah, hepimizi, dünyadan eyvah ile gidenlerden eylemesin. Bize ve evlatlarımıza insan (Ahlaklı) olmayı nasib etsin inşa’Allah… Amin! 
                                                                 Halkın Şairi…





Mustafa Usta Tüm Şiirleri



* Şiirde gördüğünüz yazım hatalarını vs. düzeltmek için:
Şiirin alt kısmında bulunan yorum yazma formundan Yorum yazınız...

(c) Bu Şiirin her türlü telif hakkı Şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

* Sitemizde bulunan şiirler,şairinden izin alınmadan
ve kaynak gösterilmeden hiçbir şekilde kullanılamaz.

Bu Şiiri Facebookta Paylaş:


Paylas

Bu Şiiri beğendiyseniz Beğen, Paylaş ile arkadaşlarınızı haberdar ediniz.



 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Hasan KARABAY { 23 Haziran 2012 21:10:03 }
Henüz hayatının bahar çağları
Yemeniden çıkan saçın ağlar
Çözülmüş dizinden derman bağları
Genç yaşta kalan dullar var bizde...

kalemin var olsun usta saygılar
Diğer Sayfalar: 1. 

 


Yorum Yazın

Yorum Yazma Formunda İP Kaydı Uygulanmaktadır.
Güvenliğiniz İçin E Posta Adresiniz Gizlenmiştir.
( Yorumlar Görüntülenirken Meiliniz gizli kalacaktır )



KalınİtalikAltçizgiliLink  




Arama Arama


En Son Eklenen

  • Devamı..
  • iSTATiSTiKLER

    127 Şair ismi altında, toplam 3160şiir bulunmaktadır.

    Bu şiirler toplam4196770 defa okunmuş ve 840 yorum yazılmıştır.

    ZİYÂRETÇİ: