Dertler Bitmiyor Gardaş. Bitmiyor...

Şair  Şair :  Mustafa Usta  |  Yorumlar 0 Yorum | Okunma 3202 Okunma | Fon müziği  |  Yazar Yazan: Halkin_sairi | 31 Mart 2009 03:38:00

Yürekde yangınım kor alev oldu
Sular söndürmeye yetmiyor gardaş
Hazanda bedenim güllerim soldu
Bağlarda bülbülüm ötmüyor gardaş



Gardaş...
 
Yürekde yangınım kor alev oldu,
Sular, söndürmeye yetmiyor gardaş
Hazanda bedenim, güllerim soldu
Bağlarda bülbülüm ötmüyor gardaş.

Dünyada zindana soktum başımı,
Sel gibi akıttım kanlı yaşımı,
Hazır ettim yine mezar taşımı,
Günlerim mahpusda, bitmiyor gardaş

Bir derdin acısı, bine karıştı,
Hayat, engebeli zor bir yarıştı;
Yara derinleşti, kalbe erişti
Yürek nizam ile atmıyor gardaş.

İnsanlıktan nasip almamış kullar,
Zalimin önünde açılmış yollar,
Yamulmuş dört yana, salınmış dallar
Selvi doğru yöne gitmiyor gardaş.

Hangi yöne dönsem, haksızlık dolu,
Kimi rant peşinde, canilik yolu;
Masum halk bir yanda kırılmış kolu,
Huzuru, neşeyi tatmıyor gardaş

Şu toprak kimleri yok etmedi ki?
Firavun, nemrutlar hiç bitmedi ki;
İnsana bir lokma hep yetmedi ki;
Kul; şükür, kanaat etmiyor gardaş

Elbette her günün, bir sonu vardır,
Zalimlere mezar o kadar dardır,
Nerde tövbe etsek, mutlaka kârdır,
Bu günler, yarını tutmuyor gardaş.

31 Mart 2009
 
Mustafa Usta

Bu Şiirin Hikayesi:
 
Bir insan düşünün ki; bir ağacın, bir çiçeğin bir böceğin,
her hangi bir canlının (bu canlı insan olsun hayvan olsun, bu hayvan karıncadan tutun aklınıza gelebilecek börtü böcek hepsini kapsar, veya bir ağaç olsun hiç farketmez)
derdini dert sayıyor.
Ve o insanı düşünün ki şu dünya ortamında, bırakın bir karıncanın, bir böceğin derdini,
bir insanın derdi söz konusu olunca ne yapar?
Hele hele dertlerin çoğaldığı günümüzde,
çıkarcılığın, soygunun, vurgunun ve bilumum kötülüklerin olduğu bir ortamda,
hele birde bu kötülükleri yapanların, kendi çıkarı uğruna, kendi menfaati uğruna,
hiç çekinmeden bir cana kıyabiliyorsa ki ortam öyle olaylara şahit ediyorki bizleri...
Bütün bunları düşünen biri için elbette dert bitmez.
Elbette bizler için en tehlikeli olan dertlerin başında kul hakkı gelmektedir.
Bu kul hakkı o kadar geniş olaylarla ifade edilebilirki belki de yazmaya kalksan bitmeyecek olaylardır.
Yani bir kaçak elektirik kullanımından tutunda,
bir devlet arazisini veya bir kişinin malını zorla veya hile ile zimmetine geçirmeye kadar, bir insana haksız iftira ve karalama kampanyasına kadar neler aklınıza gelirse...
Tabi bütün bunları düşünmek için zerre kadar bir kul hakının dahi hesabının nedenli zor olduğunu bilmek gerekir.
Öyle ki; bu kul hakkı ancak o kişi ile helalleşerek ve hakkı iade edilerek belki hafifler...
Yani bir örnekle belirtmek gerekirse, örneğin kaçak elektirik kullandınız ve tüm memleketin her ferdinin hakkını gasp ettiniz. Bunun helalliği için her bir fert  ile tek tek helalleşmeniz gerekmektedir ve buda mümkün değildir.
Tabi bu tür örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Şimdi konumuza dönecek olursak günümüzde yaşanan olaylarda bir kapkaçtan tutunda bir soygunda veya bir gasp olayında (bu soygunun her türlüsünü yazmak mümkündür. Yani bulunduğun mevkiye göre o kadar farklılıkları vardır ki bunlar saymakla bitmez.)
artık bir böceğin bir canlının, ağacın canına kıymaktan vaz geçtik,
bir insana kıyıldığını düşünün ve bu hakkın nasıl ödeneceğini düşünün.
Ve bu hak Ahiret gününde karşımıza çıktığında, bir ölçü koymak gerekirse tüm dünyada ne varsa karşısına koyun ve bu kul hakkının geri ödenebileceğinin garantisini görebiliyormusunuz?
Başka bir deyimle; bu hakkı, tüm dünyayı vererek o kişiden helallik alabileceğimizi tahmin edebiliyormuyuz?
O halde Ahiret gününden kaçışımız olmadığına göre ve bir kiprit çöpünün dahi hakkının sorulacağı bir günde hesabını verebileceğimiz kadar ince düşünmek ve her bir zerreyi ona göre tartmak gerektiğini bilmek gerekir.
Ve günümüzde çevrede dert olarak gördüğüm her konunun altında da bu kul hakkı meselesi yatmaktadır.
Yani kişi kul hakkını öğrendiği taktirde veya kendisine verilmiş olan beynini kul hakkı meselesi yolunda harcadığında elbette ortada dert diye bir şeyde kalmayacaktır.
Kişi acından ölüyor dahi olsa kimsenin haksız yere malını, canını gasp etmeyecektir.
Tabi ki bu tür ince düşünen insanımızda çoğunluktadır. Bizim inancımız ve kültürümüzün gereğide budur.
Aklıma bir olay geldi onuda burada bahsedeyim. Köyde yaşarken bir kedimiz vardı ve çok akıllı bir hayvandı. Yani açıkta olan hiç bir şeye kesinlikle dokunmazdı...
Bir gün sabah kahvaltısından sonra acil tarlaya gitmemiz gerekiyordu ve sofrayı toparlama fırsatımız olmadı. Odanın kapısını kapatarak çıktık. Akşam eve döndüğüm zaman odaya girdiğimde hayretler içinde bir olayla karşılaştım.
Sabah kahvaltı soframız,yer sofrası ortada duruyor ve yarım metre geride bizim kedi dizlerini bükmüş ve sofraya dönük şekilde bekliyor ve sofradaki yiyeceklere bakıyor. Sabah acele ile çıktığımızda kedinin odada olduğunu farketmemişiz ve kapıyıda üzerine kapatarak çıkmışız.
Düşünün ki bir kedi bir hayvan aldığı terbiye gereği akşama kadar aç duruyor ve sofraya yarım metre mesafeden fazla yanaşmadan dizleri üzerine yatmış ve akşama kadar o yiyecekler önünde olduğu halde ve görecek kimse de olmadığı halde yinede dokunmadan, aç açına bizim dönmemizi ve kendisine vereceğimiz yiyeceği bekliyor.
Şimdi aklıma geliyor, bir bu kediyi düşünüyorum ve birde günümüzdeki bazı olayları...
Çıkar uğruna işlenen cinayetleri düşünüyorum. Çalma çırpma peşinde olanları düşünüyorum.
Ve düşünüyorum bu insanlar nasıl bir insan ki hiç ölüm aklına gelmez mi?
Düşünüyorum bir takım komplolar peşinde olanları ve diyorum acaba bunların aklına hiç kul hakkı gelmiyor mu?
Çevirdiği dümenlerle nice masumlara zarar verenler acaba hesap gününde neler yapacaklar?
Ve düşünüyorum bir babanın evladına kıyışını...
Düşünüyorum yine tv lerde gördüğümüz olayları, bir evladın annesine veya babasına yaptığı zulmü düşünüyorum.
Düşünüyorum yine memleketimizden manzaraları, bir insanın(!) verdiği zehirle gün gün insanı zehirlediğini düşünüyorum.
Yazmakla bitmeyecek olaylar insan dediğimiz yaratık tarafından yapılıyor.
Akıllara zarar olaylar o kadar çok ki...
Bunlar insan mı yada insan kılığına girmiş şeytanlar mı?
Aklım almıyor, bir insanın aklına hiç ''Yaradan'' gelmez mi?
Ölüm, ölüm ötesi, kabir azabı, sorgu, sual, mizan, sırat, cennet, cehennem hiç aklına uğramaz mı?
Yani bütün bunları düşündükçede dertler bitmiyor gardaş bitmiyor...
Allah tüm insanlığı ve içinde de bizleri saptırmasın ve her insana niçin yaradıldığının farkında olmayı nasip etsin. Selam ve saygılarımla...
31 Mart 2009
 
Mustafa usta



Mustafa Usta Tüm Şiirleri

Seslendiren :Fon müziği



* Şiirde gördüğünüz yazım hatalarını vs. düzeltmek için:
Şiirin alt kısmında bulunan yorum yazma formundan Yorum yazınız...

(c) Bu Şiirin her türlü telif hakkı Şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

* Sitemizde bulunan şiirler,şairinden izin alınmadan
ve kaynak gösterilmeden hiçbir şekilde kullanılamaz.

Bu Şiiri Facebookta Paylaş:


Paylas

Bu Şiiri beğendiyseniz Beğen, Paylaş ile arkadaşlarınızı haberdar ediniz.



 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın

Yorum Yazma Formunda İP Kaydı Uygulanmaktadır.
Güvenliğiniz İçin E Posta Adresiniz Gizlenmiştir.
( Yorumlar Görüntülenirken Meiliniz gizli kalacaktır )



KalınİtalikAltçizgiliLink  




Arama Arama


En Son Eklenen

  • Devamı..
  • iSTATiSTiKLER

    127 Şair ismi altında, toplam 3160şiir bulunmaktadır.

    Bu şiirler toplam4203281 defa okunmuş ve 840 yorum yazılmıştır.

    ZİYÂRETÇİ: